Google



Welcome!!!

İSTANBUL - 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.

Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.

2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.

3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.

6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.
Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

15/2/2009 - Zevkli seks için 9 öneri

Zevkli seks için 9 öneri

Seksologlara göre zevkli bir seksin yolu vücudunuzla barışık olmaktan ve fantezilerinizi geliştirebilmekten geçiyor.


  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/2/2009 - Kısırlık

Gebe kalamamanın nedenleri araştırılırken çiftlerin bir kısmında araştırma sonuçsuz kalır ve bu durum "açıklanamayan infertilite" adını alır. "Açıklanamayan infertilite"

; konu hakkında bilimsel veriler arttıkça giderek daha iyi anlaşılabilir hale gelmektedir. Örnek olarak, tüp bebek yöntemlerinin henüz gelişmediği dönemlerde kadının tüplerinin açık, erkeğin spermlerinin de normal olmasına karşın "açıklanamayan" gebe kalamama olguları, laboratuar yöntemlerinin gelişmesi sayesinde günümüzde giderek açıklanabilir hale gelmektedir. Her geçen sene "açıklanamayan infertilite" olgularının oranı giderek azalmaktadır.

Son zamanlarda günlük yaşamda maruz kalınan çeşitli maddelerin sperm hücresi ve/veya yumurta hücresi ve/veya sperm-yumurta birleşimi üzerindeki olumsuz etkilerinin saptanmasıyla gebe kalamama nedenleri arasında yeni bir altbaşlık oluşturulabilecek kadar fazla bilgi toplanabilmiştir. Aşağıdaki yazıda 2000-2001 yılında bu konuda yapılan çalışmalardan elde edilen verilerin özetini bulacaksınız.

Bu etkenler insanın kendi alışkanlıklarından kaynaklanabileceği gibi iş yaşamında veya günlük yaşamında karşılaştığı maddeler de olabilmektedir. "Açıklanamayan infertilite" olguları değerlendirilirken artık kişinin iş yaşamı, sosyal yaşamı ve alışkanlıkları da ayrıntılı olarak değerlendirilmekte ve çiftlere, zararlı olması muhtemel etkenin giderilmesi için gerekli önerilerde bulunulmaktadır.

Sigara

Sigara dumanında bulunan yaklaşık 4000 farklı kimıasal madde arasında 43 kanserojen madde, 300 üzerinde polisiklik aromatik hidrokarbon insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Hem aktif (bireyin sigarayı kendisinin kullanması) hem de pasif (bireyin sigara içilen ortamlarda bulunması) sigara kullanımı kadında gebe kalma ve gebeliği devam ettirme aşamasında sorunlara yol açabilmektedir.

Sigara kullanımı gebe kalma süresini uzatması dışında, ART (Asiste Reproduktif Teknolojiler, yani tüp bebek ve dişer yöntemler) başarısını da olumsuz etkileyebilmektedir.
Sigara kullanımının erkeğin dölleyebilme yeteneğini olumsuz etkilediğine dair kesin bilimsel bir veri bulunmamasına karşın, son çalışmalar özellikle sınırda meni parametreleri olan erkeklerin sigarayı bırakmaktan fayda göreceğine işaret etmektedir.

Alkol

Alkol de aynen sigara gibi özellikle kadının üreme sistemini ve üreme özelliklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu etkiler günlük alınan alkol miktarı ile doğru orantılı olmakla beraber henüz gebeliğin planlandışı aşamada ve gebelik döneminde "alımına müsaade edilebilecek minimum alkol miktarı" belirlenebilmiş değildir.

Çevresel atıklar

Her ne kadar çevresel atıkların dünyadaki tüm canlıların yaşamları üzerindeki olumsuz etkileri giderek anlaşılsa ve bu etkileri gidermek için ciddi önlemler alınmış olsa da (örneğin klorohidrokarbonların endüstriyel kullanımdan çıkarılması (popüler örnek: deodorantlar)), çağdaş insan her geçen gün yeni kimyasal maddelerle ve hatta yeni "radyasyon" türleriyle karşılaşmaktadır (cep telefonları, bilgisayarlar gibi).

Bu çevresel "atıklar" insan bedenini maruz kalınan dozla doğru orantılı şekilde etkilemekte ve kişinin kendine özgü genetik ve bedensel özellikleri etkinin oluşmasında belirleyici rol oynamaktadır.

Henüz cep telefonları, bilgisayarlar, mikrodalga fırınlar gibi günlük yaşamın önemli parçaları olan aletlerin insan üzerinde olumsuz etkiler gösterdiğine dair kesin bilgiler yoktur. Ancak elbette örnek olarak bundan 10 yıl sonra bu konudaki bilimsel verilerin neler göstereceğini doğru bir şekilde tahmin etmek de güçtür.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/2/2009 - V-PİLLS - %100 Penis Büyütme Garantisi - Daha Büyük Penis İçin V

V-PİLLS - %100 Penis Büyütme Garantisi - Daha Büyük Penis İçin V-PILLS

Biliyor muydunuz?...

GMP (Üstün Üretim Şartları) sertifikasına sahip tesislerde üretilen

V-Pills mükemmel karışımı ve dozajı ile maksimum sonuç almanızı garanti

eder. V-Pills kullanıcıları şu sonuçları elde ettiklerini rapor

etmişlerdir ...

Daha büyük ve daha hacimli bir penis.

Cinsel aktivite üzerinde daha büyük bir kontrol.

Daha büyük ve daha şiddetli orgazmlar.

Erken boşalma sorununun ortadan kalkması.

Deneye katılan erkeklerin penislerinde bir uzamanın yanısıra penis

çapları ve hacimlerinde de bir gelişme kaydedilmiştir.

 

DAHA SAĞLIKLI CİNSEL YAŞAM DAHA BÜYÜK PENİS!

Cinsel sağlığınızda genel bir düzelme, Yoğun olarak yaşanan gençlik ve güçlülük

hissi, Cinsel arzuyu arttırır, Cinsel cazibeyi arttırır, Cinsel birleşmede

alınan hazzı arttırır, Cinsel organlara kan dolaşımını arttırır, Cinsel

hormonların üretimini destekler, Sinir sistemini düzenleyici etkisi vardır.

Penis ölçülerini arttırmak için doğal otlardan yapılmış özel bir formüldür.

Seksüel Sağlığınızı arttıracak ve ereksiyon probleminizi giderecek, dünyanın

birçok otlarından harmanlanmış özel bir formül içerir. Şimdiye kadar Sadece

Amerika ve Avrupa'da kullanılan bu üründen hiç bir şikayet yada yan etki

görülmemiştir. Bu inanılmaz bir garantidir. Şimdi Türkiye'de sattılan bu ürünle

seks hayatınız mükemmel bir hale gelecek. Eğer Penisinizi büyütmek, ve bu konuda

bir kaç hafta gibi kısa bir süre içerisinde sonuç almak istiyorsanız, bu belkide

şimdiye kadar ziyaret ettiğiniz en önemli blogcudur. Çünkü: Seçkin bilim

adamları tarafından EyeFive laboratuarlarında geliştirilen VIRILITY PILLS kısa

penis boyu, iktidarsızlık ,erken boşalma gibi şikayetleri bulunan binlerce

erkeğe kesin ve kalıcı bir çözüm oldu. VIRILITY PILLS piyasaya sunulmadan her

türlü teste tabii tutulmuş, ve tıp çevrelerince kabul görmüş, onaylanmıştır.

Etkisi 100% garantilidir. V-PILLS.ws sizi bu etkiyi bizzat yaşayarak görmeye

davet eder. Artık istediğiniz penis boyuna ve erkeklik gücüne ulaşmanız için

büyük acılara katlanmanıza, büyük çabalar ve paralar harcamanıza gerek yok.

 VIRILITY PILLS hapları tam olarak nasıl çalışır ve PENİSİNİZİ TAM OLARAK NASIL

BÜYÜTÜR ?

Penisinizin içerisinde 'corpa cavernosa' adında süngerimsi doku vardır.

Heyecanlandığınızda bu dokulara kan pompalanır ve ereksiyon meydana gelir.

VIRILITY PILLS hapları bilim adamları tarafından bu dokuların kapasitesini

arttırmak için geliştirilmiştir. Sonuç olarak bu dokulara daha çok kan

pompalanır, penisiniz enine ve boyuna büyür. Aynı zamanda ereksiyon da daha uzun

sürer. Bunun için, Eğzersiz gerekmez , Cerrahi müdahale gerekmez , Pompa

gerekmez Yapmanız gereken tek şey VIRILITY PILLS haplarını kullanmak. Bu kadar

basit.

PENİSİNİZİ NE KADAR BÜYÜTEBİLİRSİNİZ ?

Şimdi sıkı durun , VIRILITY PILLS Hapları ile Penisiniz tam tamına 3 inç (7,62

cm) uzayabilir ! Üstelik 100% garantili.

ORTALAMANIN ÜZERİNE ÇIKMAK İSTERMİSİNİZ ?

Tıbbi kayitlara göre ortalama bir penis uzunlugu 6 inç'tir ( 17,5cm ). Bu değer

ırka, yaşadığınız yere veya milliyetinize göre değişmez. Eğer bu ortalamanın

üzerine - 3 inç (7,62cm) üzerine çıkmak istiyorsanız size yardımcı olabiliriz.

Üstelik tamamen güvenilir ve gizli bir biçimde. Unutmayin VIRILITY PILLS hapları

sizin küçük sırrınız olarak kalabilir. Kimsenin bilmesine gerek kalmadan

kullanabilirsiniz. Küçük bir meblağ karşılığı istediğiniz BÜYÜK sonuçlara

ulaşabilirsiniz. Cinsel yaşamınıza gereken ehemmiyeti gösteriyorsanız, bu

haplari kullanma konusunda tereddüte düşmemelisiniz.

KULLANIM

Düzgün aralıklarla günde sadece 2 hap alınız.

 

HAPLARIN HERHANGİ BİR YAN ETKİSİ VARMI ?

Kesinlikle hapların herhangi bir yan etkisi görülmemiştir. Sadece ABD'de 1

milyon kişinin kullandığı VIRILITY PILLS haplarından herhangi bir şikayet

alınmamış ve yan etkisi görülmemiştir. VIRILITY PILLS hapları reçeteye tabii

olmayan 100% güvenirli bitki karışımından oluşmaktadır.

 

VIRILITY PILLS NEDEN ŞURUP SEKLİNDE DEĞİL DE HAP BİÇİMİNDE ?

Çünkü ölçüyü tutturmak önemlidir. Ölçüsü sabit olan haplar bu yüzden tercih

edilmiştir. Damla veya şurupta bu ölçüyü tutturmak mümkün olmayabiliyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - Okan Bayülgen







23 Mart 1964'te İstanbul'da dünyaya geldi. Hukuk ve gazetecilik eğitimi almış bir baba ile ressam bir annenin oğlu olan Okan Kaan Bayülgen, eğitimine İstanbul Göztepe'teki Taş Mektep isimli yatılı okulda başlar. 1970'te Bülent Bey ile Ayla Hanım boşandıklarında, 6 yaşındaki oğullarının durumu anlamaması için yatılı okulu tercih eder ve boşandıklarını bir süre daha gizlerler. İleride bu okulun hayatında önemli izlere sahip olduğunu söyleyecektir.

Sonrasında Şişli 19 Mayıs İlkokulu'ndan mezun olup Galatasaray Lisesi'nde öğrenimine devam eder. Okuldaki öğrenci kulüplerinden müzik, edebiyat, folklor gibi kollarda ilgi gösterir. "Bir sene iftiharla geçtiğini, ertesi sene sınıfta kaldığını" söyleyen Bayülgen, okuldaki son dönemlerinde aşık olup da okula gitmeme durumu sorun olmaya başladığında annesi Ayla Hanım onu Bodrum'a, yanına çağırdı ve Galatasaray Lisesi'ndeki 6 yılından sonra Bodrum Lisesi ve ardından Şişli Lisesi'nden mezun olarak 1984'te lise eğitimini tamamladı.

Fotoğraf eğitimi almak için Fransa'ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde hukuk okumaya başladı. Ardından fikir değiştirerek aynı üniversitenin ekonomi bölümüne geçti. Orada bir yıl okuduktan sonra ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döndü ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bölümü sınavlarında başarı göstererek buradaki eğitimine başladı. 1989 yılında mezun olarak aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi'nde mastır yaptı. Devlet Tiyatroları'ndaki en genç yönetmen olarak 1989-1994 yılları arasında çeşitli oyunlar yönetti ve bazı oyunlarda oynadı.

1991'de Kent FM'deki "Son Saatler" adlı bir programla radyoculuğa başladı. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol aldı. 1993 yılı sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayini çıktı ve Trabzon'a gitti. Rejisi kendisine verilen bir oyun yönetim tarafından kaldırılınca 1994 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ederek şansını radyo ve televizyon alanında denemeye karar verdi. Radyolarda haber spikerliği ve programcılık yapmaya başladı. Televizyon işleri yapmaya başladıktan sonra da çeşitli radyolarda çalıştı. 1995'te Radyo Contact'ta iken, 1997'de Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sundu. Özellikle 1998 ve 1999 yılında Radyo D'de 18:00-20:00 saatleri arası yayınlanan "Hayat Bilgisi" programı ile dikkatleri çekti. En son 2001 yılında Radio Contact'ta, yine akşamın sıkışık trafik saatlerindeki "Yol" programı ile karşımıza çıktı.

Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, atv ekranlarında gece yarısında yayına başlayan "Gece Kuşu" adlı farklı programı ile adını duyurdu. Gece Kuşu'nun ardından late night show tarzını 100 gece boyunca "Televizyon Çocuğu" ile devam ettirdi. Gecenin bir saatinde sessiz sedasız yayına başladığında amaçladığı şey, izleyici ve sunucu arasındaki yapmacık samimiyetle örülü ilişkiyi yok etmekti. Agresif tavırları ve ilk "uçurmaları" başlarda kamuoyunun sesini kısma yönünde hayli totaliter bir tavır olarak görülse de, asıl eylem bu düzeni kuranlara karşıydı.

Program ekibi olarak atv ile yollarını ayırdıktan sonra iki yıl kadar ekranlardan uzak kalan Bayülgen, televizyon için uzun sayılabilecek bu aradan sonra Kanal D'deki "Zaga" ile geri döndü. Sürekli değişen ekipler, skeçler, jenerikler, dekor, orkestra ve farklı program anlayışı, canlı telefon bağlantıları, içinde barındırdığı beklenmedik tuhaflıkları ve Medya Arkası ile kısa bir dönemin haricinde Cumartesi geceleri yayınlanan Zaga, Türk televizyon hayatındaki uzun soluklu ve yeni bir anlayışın ürünü özgün bir program olarak kendine çekirdek bir izleyici kitlesi oluşturdu.

Televizyon açısından uzun kabul edilebilecek yıllar, çeşitli eğitim ve yardım kampanyaları için ulusal haber kanalı NTV'de özel yayınlar yapan Okan Bayülgen, yine bu kanalda takip eden yıllar boyunca yılbaşı gecesi özel canlı yayınları sundu.

2004'te izleyicilerin de stüdyo konuğu olarak katılabildiği Herkes Bunu Konuşuyor ile Perşembe geceleri karşımıza çıktı. Eğlenceli olan ama eğlence programı olmayan bu denemesinde; akademi, bilim, müzik, popüler kültür, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla beraber, seçilen bir konunun bir masa etrafında konuşulması (laflanması) üzerine kurulu bu program haber kanallarında kalite, eğlence ve izlenebilirliğin bir arada sunulduğu alternatif bir yayıncılık örneği oldu. 2005 yayın döneminde Televizyon Makinası ile izleyiciyle buluştuğunda, her zaman kendisi kadar ekibini de ön plana çıkaran Bayülgen bu sefer Hakkı Devrim ile beraberdi. Bir masa etrafındaki konuk yağmuru, eğlence dünyasından edebiyat ve sanat dünyasına, bir dizi alandaki bilimum konuk, konu ve daha ciddi bir format ile. Daha sonra Makina olarak adını kısalttığı programda, piyesler ve estetik unsurlar daha ön plana geçti ve yaptığı yayının süresini daha uzun tutmayı tercih etti.

Zamanla bir fenomen haline gelen Okan Bayülgen, Türk televizyon yayıncılığında alışılmış kalıpların dışına çıkarak, bugüne kadar izleyicilerin sempatisini kazanmak ve alışılmış kalıplar üzerine rötuşlar yaparak yenilik yaratmak üzerine kurulu programcılık anlayışının tam tersini tercih etti. Müdanası olmayan, ünlüler ve izleyiciler arasındaki övgü dolu kalıplaşmış boş tekrarlara tahammül etmeyen, aramadan önce ne diyeceğine karar vermemiş, lafı geveleyen, televizyonda saçmalama özgürlüğünü kullananların -ve dahi bunu yapan sanatçıların- yüzüne telefonu kapatan, ya da kendi klişeleriyle "uçuran", "zagalayan" bir şovmen oldu. Özellikle magazin dünyasında aşk hayatı ile çokça anılırken bir diğer taraftan magazin ve basın üzerine önemli eleştirilerde bulunmuş; takındığı eleştirel tavrının gölgesinde sessiz sedasız kalsa da, televizyon dünyasında devrimler yapmış, birçok tabu yıkmış, taklit etmeden yeni ve özgün çalışmalar yapmış ve kendi yaptıkları taklit edilmiş bir isimdir. Zaman içinde programcılık anlayışında ve tarzında belirgin değişimler göstermekle beraber, bir şekilde kendi çizgisini yaratıp koruyabilmiştir.

Çok genç yaşta bir evlilik yapan Bayülgen, kısa süren bu ilişkisinden sonra iki kez daha nikah masasına oturdu. Üçüncü evliliğini Çocuklar Duymasın adlı tv serisinde de oynamış olan Zeyno Günenç ile yapan Bayülgen'in, babasının ikinci evliliğinden olan Ozan ve Okşan adlı iki kardeşi vardır.

TELEVİZYON PROGRAMLARI:
Gece Kuşu (1995, atv)
Televizyon Çocuğu (1996, atv)
Zaga (1998-2005, Kanal D)
Herkes Bunu Konuşuyor (2004-2005, NTV)
Televizyon Makinası (2005-2006, Kanal D)
Haber Makinası (2006, CNN Türk)
Makina (2006 -, Kanal D)

FİLMLERİ:
Sinema oyunculuğuna, Mustafa Altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı İstanbul Kanatlarımın Altında filmi ile başlayan Okan Bayülgen çeşitli dizilerde de roller aldı.

İstanbul Kanatlarımın Altında (1996, Lagari Hasan Çelebi)
Ağır Roman (1997, Gli Gli Salih) - Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
Romantik (1999, Ömer)
Oyun Bozan (2000, Metin Kahraman)
Hemşo (2001, Cebrail)
Komser Şekspir (2001, Tatu)
Sır Çocukları (2002)
Gülüm (2002, Sinan)
Sınav (2006, Levent Lemi)

DİZİLERİ:
Utanmaz Adam (Şeref Haktanır)
Size Baba Diyebilir miyim? (2004, Kanal D)

TİYATRO OYUNLARI:
Atları da Vururlar Müzikali (Oyuncu)
Hangisi Karısı (Yönetmen)
Kiralık Oyun (Oyuncu)

SESLENDİRME:
Etkileyici ses tonu, etkin vurgulamaları ve düzgün Türkçesiyle Bayülgen dikkati çekmiş ve aranan seslendirme sanatçılarından biri olmuştur. Bugüne kadar çeşitli yabancı animasyonlar ve filmlerin (Shrek serisi, Garfield, ...) Türkçe dublajında bulundu. Uzun bir dönemdir de reklam ve kampanya filmi seslendirmeleri yapmaktadır. National Geographic dergisi tarafından En İyi Sualtı Kitabı seçilen ve çeşitli ödüller alan Alptekin Baloğlu'nun çektiği fotoğrafların da yer aldığı Sualtından Yansımalar DVD'sinin Türkçe seslendirmesini yaptı. Takip eden çoğu senelerde Kristal Elma ödül törenlerinde sunuculuk yaptı.

FOTOĞRAFÇILIĞI:
Lise sonrasında başlayan fotoğraf merakı ve bu merakla Fransa'ya uzanan, ancak uzun bir dönem ara verdiği ve yıllar sonra profesyonel olarak ilgilenmeye başladığı fotoğraf hikayesinde, her şeyin 40. yaş gününde sevgilisi tarafından kendisine hediye edilen bir Leica M6 ile başladığını söylüyor.

Bugüne dek çeşitli firmalar için katalog ve moda çekimleri yapan Bayülgen'in, 2006 Mayıs ayında Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde, Zekai Demir ile beraber yaptıkları Madagaskar gezisinden fotoların yer aldığı Baobab Yolu isimli sergisi açıldı. Tamamı analog çekimler olan bu fotoğrafların bulunduğu bir kitabı yayınlandı.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - Şahan Gökbakar








22 Ekim 1980 yılında İzmir'de doğan Şahan Gökbakar, okul hayatına Ankara'da başladı ve ilk, orta, lise öğrenimini ODTÜ Koleji'nde tamamladı. ODTÜ Koleji'nden 1997-1998 eğitim döneminde Sosyal Bilimler Bölümü'nü bitirdi. 1998 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü'ne 350 kişi arasında ilk dörde girerek başladı ve bu bölümden 2002 yılında başarıyla mezun oldu.

Mezuniyeti'nden sonra İstanbul'a yerleşen Şahan Gökbakar, bir süre çeşitli reklam seçmelerine katılarak şansını denedi. Sonrasında "Zıbın" isminde bir program hazırladı ve bu program 2003'ü 2004'e bağlayan yılbaşı gecesi TV8'de yayınlandı. Ayrıca TRT1'de pazar günleri canlı yayınlanan "7. Gün" programında beş hafta boyunca sunuculuk yaptı. Ardından daha önce Kamil Güler'in sunduğu Zoka isimli gizli kamera yarışma programının sunuculuğunu ve oyunculuğunu yapmaya başladı ve 13 bölüm devam ettirdi. Bir çok kişi de Şahan Gökbakar'ı Zoka ile tanıdı.

Zoka'dan sonra yine Tv8'de Alper Mestçi ile beraber "Dikkat Şahan Çıkabilir!" isminde bir antimedya-skeç şov hazırladı ve bir sezonu 15 bölüm ile geride bıraktı.

Yarattığı özgün karakterleri ve doğallıyığla kısa zamanda özellikle genç izleyici kesimin beğenisini kazanan Şahan Gökbakar, anlaşılan o ki özgün mizah anlayışıyla güldürmeye, doğallığyla kendini sevdirmeye devam edecek.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Somewere I Belog

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım